Sırça Köşk


Sabahattin Ali'yi Kürk Mantolu Madonna ile tanıdıktan sonra üzerimde silinmez derin izler bıraktı. Bu eserinden sonra hiç vakit kaybetmeden onu daha iyi tanımak için Sırça Köşk kitabına başladım. Bu kitap Sabahattin'in 13 hikaye ve 4 kısa masalından oluşmaktadır. Masal ve hikayelerini 1944-47 arasında yazdığını, her hikaye ve masalın sonunda yer alan yazım yılı notundan anlıyoruz. Kitap ismini, kitabın en sonunda yer alan Sırça Köşk adlı masaldan almaktadır.
Yazar hikayelerinde toplumsal sorunları ele alırken halkın sosyal ve ekonomik durumunu gözler önüne sermektedir. Öyle ki o zamandan bu zamana toplumda hiç bir şeyin değişmediğini galiba da değişmeyeceği anlayarak umutsuzluğa düşüyorsunuz. Hele kitabın ilk hikayesi olan Portakalı okuyunca o göklere çıkardığımız öve öve bitiremediğimiz toplumun gerçekleri adeta suratımıza çarpılıyor. Böbrek hikayesi ise evet ben bu hikayeyi biliyorum. Bu bana çok tanıdık geliyor diyorsunuz. Çünkü aynı hikaye örgüsünü dedelerimizden, amcalarımızdan yakın çevremizden hep dinledik. Dinlemeye de nesiller boyunca devam edeceğimiz su götürmez bir gerçek. Bahtiyar Köpek isimli hikaye ile yazar kendisine hikayelerinde karamsar olması nedeniyle sitem eden okuyucularına öyle alaycı bir dille suratlarına tokat indiriyor ki o tokatı suratınızda hissediyorsunuz adeta. Hikayenin sonunda kurduğu cümleleri ise hayatınız boyunca unutmak mümkün değil. Hakkımızı Yedirmeyiz hikayesi ise Portakal hikayesi ortak noktalara sahip ancak bu hikayesinde namuslu dindar görünen insanların diğer yüzlerini ortaya çıkartıyor sanki tükürmemizi ister gibi. Cankurtaran hikayesi.ise sanırım hikayeleri arasında en beğendiğim olanı. O kadar gerçekçi ve o kadar derslik bir hikaye ki önemini sözlerle anlatamam. Çilli hikayeside etkileyiciydi. Bir öğretmenin barda yıllar sonra bir öğrencisi ile karşılaşması sonucu başından geçenleri anlatıyor ve bu hikaye bence her öğrenci tarafından okuması gereklidir. Son hikayesi Kurtla Kuzu, siyasi bir olaydan dolayı gözaltına alındıktan sonra yaşadıklarını anlatan belkide Sabahattin Alinin bizzat yaşadığı olaylardan yazılmış olması muhtemel bir hikaye. Kısacası Sabahattin Ali müthiş gözlem ve analiz yeteneğiyle Türk toplumunu oluşturan bütün değerlerin yada değersizliklerin düğümlerini çözmüş sırrrına vakıf olmuş bir yazar olarak hikayeleriyle bizleri tokatlamıştır. Umulur ki bizler okuyup dersler alır ve daha kaliteli ilkeli bir neslin temellerini atarız. Kitapta yalnızca bu hikayeler yok. Ben sevdiklerim arasında bikaç kelam etmek istedim. Sizler diğer hikayeleri sevmeniz olası çünkü her öyküsü ayrı bir güzel. Küçük kısa masalları da çok önemli. Özellikle Sırça köşk ile Koyun Masalı tam bir siyasi masal. Konusu ise birbirine çok benzer. Bir Aşk Masalı ise ütopik bir masalken Devlerin Ölümü ise buzul çağındaki dinazorlardan dev hayvanlardan bahseder gibi görünse de sanki inceden siyasi bir mesaj vererek Sırça köşkle Koyun masalıyla benzerlik taşıyor. Tabi nereden bakmak istediğinize bağlı olarak. Sonuç olarak bu kitap bütün okullarda okutulması, tahlil edilmesi zorunlu bir kitap olarak görüyorum. Eğer değeri anlaşılır ve hikayelerdeki öğütlere kulak veren nesiller elde edersek bahtiyar bir köpeğin rahatlığının onda biri kadar saadete belki erişebilir, böylece karamsar yazarlar okumak zorunda kalmayız. 


Ergün Fatsa

Benliğinde esir, düşlerinde hür... Biraz benliğimden biraz düşlerimden yansımalar paylaşacağım kendime.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Instagram