Fotoğraf Çekme Tutkum









Her çocuk henüz konuşmayı yeni yeni öğrenirken hayatı da kendince anlamaya çalışır. Bu hayatı anlama çabası içerisinde ilk anladıkları  şeylerden biriside paranın değerli olduğudur. Bunun içindir ki her çocuk para almayı sever. Bundan dolayı bu çocuklar okuma yazma bilmeden, sayıları hatta rakamları öğrenmeden, hangi paranın daha değerli olduğunu, gerek renginden, gerekse boyutundan anlayabilirler.
Kaç yaşındaydım bilmiyorum. Henüz bu yaşları yeni bitirmiş ve para saymayı öğrenmiştim. İşte en büyük isteğimi bu yaşta seçtim kendime. Biriktirdiğim paralarla fotoğraf makinesi alacaktım.  Nereden düştü aklıma bilmiyorum ama tek hatırladığım şey, bizim buralarda  kışın sert havası yerini güneşe bıraktığında, karlar hızlıca erir ve gerek kar suyunun oluşturduğu sellerle, gerekse yağan bahar yağmurlarıyla köyümüz yıkanıp, kışın yorgunluğunu üzerinden atarken, tertemiz olur çıkardı çiçeklerle ortaya. Bizde baharın vermiş olduğu pozitif enerjiyle birlikte, çayırda bayırda oynar bazen çiçek toplar, bazense kelebek yakalamak için koşar dururduk. Bazen yakalardık kelebeği ama çoğu kez kaçmasın diye sıkıca tuttuğumuz için avucumuzun içinde, ya bir günlük hayatları sona ererdi yada uçamaz hale gelirlerdi. Adımız üstümüzde işte, çocuğuz..  İşte bu bahar ayında fotoğraf makinesi hayalini kurup onu kendime hedef edindim. Çünkü baharın çabuk geçtiğini, çiçeklerin hemen solduğunu ve kelebeklerin bir günlük ömürlerinin olduğunu bilirmiş gibi bunları, zaman geçmeden kayıt altına almayı istedim ve sırf bunun için para biriktirmeye başladım. Hatta bundan sonra alabilecek harçlıklarımı da hesaba kattım. Eğer hiç para harcamaz isem yazın yaylada yapılacak olan şenlikte fotoğraf makinemi alabiliyordum. Ama buna rağmen içimde burukluk oluştu. Çünkü o bahar ayında köyümüzde oluşan o olağan üstü güzelliği çekme fırsatını, bir daha ki bahar ayına ertelemek zorunda kalacaktım. Çünkü şenliğin yapılacağı zaman diliminde bahar çoktan geçmiş olup, yazın ortalarına denk geliyordu. Ama olsun deyip teselli ettim kendimi. Hem sadece bahar aylarında güzel değil ki bizim köy, her zaman güzel.
Ne yazık ki yazda geçti, şenlikte bitti ama fotoğraf makinemi alamadım. Çünkü para saymasını öğrensek de para biriktirmesini öğrenememiştik. O güzelim manzara, halen aklımda bir resim karesi gibi duruyor. Sadece o resim karesi olsa iyi. Aynı şekilde bir kış günü ve henüz ikindi vakti  iken  evde çizgi filmimi izliyordum. Derken çizgi film bitince evde sıkıldım ve dışarı çıktım. İşte o an öyle bir güzel manzara ile karşılaştım ki, fotoğraf makinemin olmaması beni çaresiz bırakırken, gördüklerimi ebediyen unutmamak için aklıma çiziyordum. Ben bu düşüncelere dalmışken, güneş sanki tenimizi okşarcasına yatay olarak ışıklarını bizlere saçıyor, kimi çam ağaçlarının dallarındaki karlar düşerken, kimininse dallarındaki kardan yansıyan güneş ışınları gözümüzü alıyordu.
Bütün çabalarıma rağmen fotoğraf makinemi o yaşlarda alamadım. Bu tür isteklerim hayallerim ve duygularımdan olsa gerek ki gençlik dönemlerimde rüyalar görüp, uyandığımda kendimi rüyamda gördüğüm ama gene resmini çekemediğim kareleri, zihnime işlenmiş olarak buluyordum. Ama hayat bu, su gibi akıp geçiyor . İlk fotoğraf makinemi lise biterken aldım ve ilk işim yaz tatillerinde köyümün resmini çekmek oldu. Fakat köyümüzün kış ve bahar aylarında büründüğü o hali okul dolayısıyla hiç bir daha görmek nasip olmadı. Dolayısıyla hayalim gerçekleşmedi. Umarım ki bir gün bahar ve kış dönemlerinde köyüme gitmek nasip olursa eğer, fotoğraf makinem yanımda iken olsun.

16 MAYIS 2013
03:37

Ergün Fatsa

Benliğinde esir, düşlerinde hür... Biraz benliğimden biraz düşlerimden yansımalar paylaşacağım kendime.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Instagram